HABERLER

04/11/2020 BASIN AÇIKLAMASI

 

04.11.2020

 

Basına ve Kamuoyuna;

 

30 Ekim 2020 tarihinde saat 14.51’de Seferihisar Körfezi açıklarında, Kandilli Rasathanesi verilerine göre moment büyüklüğü 6,9 olan bir deprem meydana gelmiştir. Deprem merkez üssüne en yakın yerleşim yeri Seferihisar’dır. Deprem, İzmir merkezine yaklaşık 70 km uzaklıkta meydana gelmiştir. Seferihisar ilçesinin kıyı kesiminde, deprem nedeniyle Tsunami meydana geldiği rapor edilmiştir. Sığacık bölgesindeki taşkın nedeniyle bir kişi yaşamını yitirmiş ve ciddi anlamda maddi hasar oluşmuştur. Yıkımların ve ağır hasarların büyük çoğunluğu, kalın alüvyon tabakalarının yer aldığı Bayraklı ilçesinin bazı mahallelerinde yoğunlaşmış olsa da İzmir’in tüm merkez ilçelerinde çeşitli bina hasarları tespit edilmiştir. Tespit tarih itibarı ile 415 bina hasar görmüş, ortalama 5000 kişi maddi ve manevi kayıp yaşamıştır.

 

Alt katları otopark ve dükkânlardan oluşan yıkılan binalarla ilgili incelemelere baktığımızda; zemin katlarda yatay rijitliğin üst katlara göre zayıf olmasının sonucu yumuşak kat temelli göçme mekanizmaları oluştuğunu görmekteyiz. Zemin katlarda taşıyıcı sistemlere müdahale edilmesi kolonların zayıflamasına neden olmuştur. Bu sebeple Alt katlarda kiriş bağlantıları kopmuştur. Aynı zamanda karşılaşmış olduğumuz gerçekler yıkımların bir kısmının depreme bağlı olmayıp tadilata bağlı nedenler olduğunu bize üzülerek göstermektedir.

 

Artık yıllardır tekrarlanan bu acıların son bulması için almamız gereken çözümler;

 

Risk analizinin yapılması, Yapı Stok Envanteri’nin çıkarılması, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı kapsamındaki hususların acilen hayata geçirilmesi, Alan seçiminden yapı tasarım, üretim, denetim ve kullanım sürecindeki tadilatlara kadar ilgili meslek disiplinlerine proje ve denetim haklarının eksiksiz verilmesi ve bu konulardaki yasa ve yönetmeliklerin ilgili meslek odalarıyla istişare edilerek acilen düzenlenmesi ve yürürlüğe girmesi, Çıkarılan imar barışının iptal edilmesi, Yeniden riskli proje yapılmaması, Şehir Norm Planı’nın anayasal hukuk çerçevesine alınmasıdır.

 

Bu süreçte üzerinde konuşulması gereken bir diğer önemli olgu ise iç mekân tasarımlarıdır. İzmir depreminde yapmış olduğumuz incelemeler denetimsiz, kontrolsüz, projesiz yapılan tadilatların sebebiyet verdiği hayati riski bir daha gözler önüne sermektedir. Zira can ve mal kayıplarının %45 i bu tedbirsizlikler sebebiyle ve sabit, hareketli mobilyaların, iç mekân donatılarının insanlarımızın üzerine devrilmesi sonucunda meydana gelmiştir. İç mekânların tasarım aşamasında, görsel estetik ve işlevselliğe önem verdiğimiz kadar mevcut taşıyıcı sistemlere zarar vermeden can güvenliği işlevselliğine de önem vermemiz gerekmektedir.

 

Yapılan konut, hastane, otel vb. (Kamunun ve kamuoyunun kullandığı) projelerde İçmimarların hazırlayacağı ve Tip İmar Yönetmenliğinde yer alması gereken İçmimari Proje zorunluluğu yasal anlamda şart koşulmalıdır. Hazırlanacak olan projelerde temel kurallara uyulmalıdır. Kullanılan malzemeler risk teşkil etmeyecek şekilde düzenlenip sabitlenmeli olası bir deprem anında yaşam üçgeni oluşturmalıdır. İzmir Depreminde enkazdan kurtulanların %95 inin yaşam üçgeni sayesinde hayatta kaldığı gerçeği, bize yaşam üçgeninin önemini bir kez daha göstermektedir.

 

Tip İmar Yönetmeliği ve Deprem Yönetmeliği de göz önünde bulundurularak ivedi bir şekilde, İçmimari Proje zorunluluğu getirilmesi ve İçmimari Proje Kontrolörlüğü ’nün İçmimarlar tarafından yürütülmesi hususunun yasal düzenlemeler çerçevesinde hayata geçirilmesi gerekliliğinin kaçınılmazlığını kamuoyunun bilgisine sunarız.

 

Bu vesile ile bir kez daha iktidarı ve yasa koyucuları acilen çağrılarımıza kulak vermeye ve gereken önlemleri almaya davet ediyoruz.

 

TMMOB İçmimarlar Odası

25. Dönem Yönetim Kurulu A.

 

 

Emrah KAYMAK

Genel Başkan